Vay Tiền Nhanh Ggads. Sure Mekke döneminde inmiştir. 38. ayetin Medine’ de indiğine dair rivayetler bulunmaktadır. Kaf suresi mushaftaki sıralamada ellinci, iniş sırasına göre otuz dördüncü suredir. Sure adını, surenin “kaf” harfiyle başlamasından dolayı almıştır. Kaf suresi, Hucurat suresinden sonra, Zariyat suresinden önce yer almaktadır. Surede yeşil zümrütten olan ve dünyayı çevreleyen dağın adının kaf olduğu belirtilir. Sureye başlarken Allah dağın ismine ve Kur’an-ı Kerim üzerine yemin Surede İslam inancının temel konularından bahsedilir. Allah’ın birliği, varlığı, kudreti ve bunlar için delillerden söz edilir. Peygamberlik konusu da surede geçmektedir. İnsanların öldükten sonra yeniden Allah tarafından diriltileceği ve hesap gününün olacağına dikkat çekilmiştir. Dirilişler ile bitkilerin topraktan canlanma şeklindeki benzerlik anlatılmıştır. Allah tarafından Müslümanlara farz kılınan günlük namazlarda sure de yer alır. Geçmiş ümmetler ve toplulukların başına gelenler ve peygamberleri bulunmaktadır. İnkarcı olan milletlerin azapları verilmiştir. Kıyametten ibret alınması gereken tasvirler Suresi Türkçe vel kur'anil acibu en caehum munzirum minhum fe kalel kafirune haza şey'un iza mitna ve kunna turaba zalike rac'um alimna ma tenkusul erdu minhum ve ındena kitabun kezzebu bil hakkı lemma caehum fe hum fi emrim fe lem yenzuru iles semai fevkahum keyfe beneynaha ve zeyyennaha ve ma leha min erda medednaha ve elkayna fiha ravasiye ve embetna fiha min kulli zevcim ve zikra li kulli abdim nezzelna mines semai maem mubaraken fe embetna bihi cennativ ve habbel nahle basikatil leha tal'un lil ıbadi ve ahyeyna bihi beldetem meyta kezalikel kablehum kavmu nuhıv ve ashabur rassi ve aduv ve fir'avnu ve ıhvanu ashahub eyketi ve kavmu tubba kulun kezzeber rusule fe hakka fe ayına bil halkıl evvel bel hum fi lebsim min halkın le kad halaknel insane ve na'lemu ma tuvesvisu bihi nefsuh ve nahnu akrabu ileyhi min hablil yetelekkal mutelekkıyani anil yemini ve aniş şimali yelfizu min kavlin illa ledeyhi rakıybun caet sekratul mevti bil hakk zalike ma kunte minhu nufiha fis sur zalike yevmul caet kullu nefsim meaha saikuv ve kad kunte fi ğafletim min haza fe keşefna anke ğıtaeke fe besarukel yevme kale karinuhu haza ma ledeyye gı cehenneme kulle keffarin lil hayri mu'teim ceale meallahi ilahen ahar fe elkiyahu fil azabiş karinuhu rabbena ma atğaytuhu ve lakin kane fi dalalim la tahtesımu ledeyye ve kad kaddemtu ileykum bil yubeddelul kavlu ledeyye ve ma enen bi zallamil lil nekulu li cehenneme helimtele'ti ve tekulu hel mim uzlifetil cennetu lil muttekıyne ğayra ma tuadune li kulli evvabin haşiyer rahmane bil ğaybi ve cae bi kalbim bi selam zalike yevmul ma yeşaune fiha ve ledeyna kem ehlekna kablehum min karnin hum eşeddu minhum batşen fe nekkabu fil bilad hel mim fi zalike le zikra li men kane lehu kalbun ev elkas sem'a ve huve le kad halaknes semavati vel erda ve ma beynehuma fi sitteti eyyamiv ve ma messena mil ala ma yekulune ve sebbıh bi hamdi rabbike kable tuluış şemsi ve kablel minel leyli fe sebbıhhu ve edbaras yunadil munadi mim mekanin yesmeunes sayhate bil hakk zalike yevmul nahnu nuhyi ve numitu ve ileynel teşekkalul erdu anhum siraa zalike haşrun aleyna a'lemu bi ma yekulune ve ma ente aleyhim bi cebbarin fe zekkir bil kur'ani mey yehafu veıydKaf Suresi Türkçe Anlamı1, Şerefli Kur'ân'a andolsun ki kâfirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler "Bu tuhaf bir şeydir!"3."Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı dirilecekmişiz? Bu, akla uzak imkansız bir dönüştür!" biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda o bilgileri koruyan bir kitap gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik de yaydık ve orada sabit dağlar yerleştirdik. Orada her türden iç açıcı çift bitkiler bunlar, içtenlikle Allah'a yönelen her kulun gönül gözünü açmak ve ona öğüt ve ibret vermek 10, de bereketli bir su indirip onunla kullar için rızık olarak bahçeler ve biçilecek taneler ekinler, birbirine girmiş kat kat tomurcukları olan yüksek hurma ağaçları bitirdik ve böylece onunla ölü bir beldeye hayat verdik. İşte dirilip kabirlerden çıkış da 13, önce Nûh kavmi, Res halkı ve Semûd kavmi, Âd ve Firavun, Lût'un kardeşleri, Eykeliler, Tübba'ın2 kavmi de yalanlamıştı. Bütün bunlar kendilerine gönderilen peygamberleri yalanladılar, böylece kendilerini uyardığım şey yaratmada acizlik mi gösterdik ki yeniden yaratamayalım? Doğrusu onlar, yeniden yaratılış konusunda şüphe insanı biz yarattık ve nefsinin ona verdiği vesveseyi de biz biliriz. Çünkü biz ona şah damarından daha biri insanın sağ tarafında, biri sol tarafında oturmuş iki alıcı melek de onun yaptıklarını alıp hiçbir söz söylemez ki onun yanında yaptıklarını gözetleyen ve kaydeden hazır bir melek sarhoşluğu bir hakikat olarak insana gelir de ona, "İşte bu, senin öteden beri kaçıp durduğun şeydir" öldükten sonra tekrar dirilmeleri için Sûr'a üfürülecek. İşte bu, tehdidin gerçekleşeceği beraberinde bir sevk edici, bir de şahitlik edici melek ile "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" denir. melek şöyle der "İşte bu yanımdaki hazır."24, 25.Allah şöyle der "Atın cehenneme, hakka karşı inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kâfiri!"26."Allah ile beraber, başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!" olan şeytan der ki "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi." şöyle der "Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu konudaki uyarıyı size önceden yaptım."29."Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim." gün Cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O da, "daha var mı?" Allah'a karşı gelmekten sakınanlara uzak olmayacak şekilde şöyle denir "İşte bu, size dünyada vaad edilmekte olan şeydir. O, her tövbe eden, onun emrini gözeten için, görmediği halde sırf saygıdan dolayı Rahmân'dan korkan ve O'na yönelmiş bir kalp ile gelen kimseler içindir."34."Oraya esenlikle girin. İşte bu, ebedilik günüdür." kendileri için diledikleri her şey vardır. Katımızda daha fazlası da onlardan önce, kendilerinden daha zorlu nice nesilleri helak ettik de ülke ülke dolaşıp kaçacak delik aradılar. Kaçacak bir yer mi var? bunda, aklı olan yahut hazır bulunup kulak veren kimseler için bir öğüt gökleri, yeri ve ikisi arasında bulunanları altı günde altı evrede yarattık. Bize bir yorgunluk da halde onların söylediklerine sabret ve güneşin doğuşundan önce de, batışından önce de Rabbini hamd ederek tespih bir kısmında ve secdelerin ardından da onu tespih Muhammed! Çağırıcının yakın bir yerden sesleneceği gün, o sese kulak gün insanlar hakka çağıran o korkunç sesi işiteceklerdir. İşte bu, kabirlerden çıkış biz diriltir ve öldürürüz. Dönüş de ancak gün yer, onların üzerinden süratle yarılıp açılır. Bu, hesap için bir toplamadır, bize göre onların ne dediklerini çok iyi biliyoruz. Sen, onlara karşı bir zorba değilsin. O halde sen, benim uyarımdan korkan kimselere Kur'an ile öğüt Suresi Arapça YazılışıKaf Suresi KonusuSûre Kur’ân-ı Kerîm’in önemine dikkat çektikten sonra, Mekke döneminde iman konularına ağırlık verildiği için öldükten sonra hesap vermek ve dünyada elde edilen sonuca göre muamele görmek üzere dirilme olayını açıklamakta, buna Allah’ın ilim ve kudretinin yeterli olduğuna dair kanıtlar getirmekte, geçmiş zamanlarda peygamberlerine inanmayan toplulukların acı sonlarına ait bilgiler vermekte, Hz. Peygamber’i ve ashabını sabır ve ibadete teşvik etmekte, baş kısmında olduğu gibi yine Kur’an’ın bilgilendirme ve uyarma işlevine dikkat çekerek son Suresi FaziletiSahâbe döneminden beri Kur’an’ı düzenli ve devamlı okuyan müslümanlar, günlük okunacak bölümleri, sûrelerin uzunluklarını göz önüne alarak ayırmışlar, bu ayırmaya tahzîb, her bölüme de hizb demişlerdir. İlk bölüm üç sûredir Bakara, Âl-i İmrân ve Nisâ. İkinci bölüm beş sûredir Mâide, Enâm, Arâf, Enfâl, Tevbe Berâe. Üçüncü bölüm yedi sûredir Yûnus, Hûd, Yûsuf, Rad, İbrâhim, Hicr, Nahl. Dördüncü bölüm dokuz sûredir İsrâ, Kehf, Meryem, Tâhâ, Enbiyâ, Hac, Mü’minûn, Nûr, Furkån. Beşinci bölüm on bir sûredir Şuarâ, Neml, Kasas, Ankebût, Rûm, Lokmân, Secde, Ahzâb, Sebe’, Fâtır, Yâsîn. Altıncı bölüm 13 sûredir Sâffât, Sâd, Zümer, Mü’min Gåfir, Fussılet, Şûrâ, Zuhruf, Duhân, Câsiye, Ahkåf, Muhammed, Fetih, Hucurât. Bundan sonraki bölümlerin genel adı “mufassal”dır; bunların uzun olanları Kåf, vasat orta uzunlukta olanları Abese, kısa kısâr olanları ise Duhâ sûreleri ile başlamaktadır. Mufassal genel bölümünün başında Hucurât mı yoksa Kåf mı bulunduğu konusunda görüş ayrılığı bulunmakla beraber çoğunluk Kåf sûresini mufassal bölümünün ilk sûresi olarak kabul etmişlerdir İbn Kesîr, VII, 370-371; İbn Âşûr, XXVI, 214.Kåf sûresini, Hz. Peygamber’in cuma hutbesinde, kurban ve ramazan bayramlarında, sabah namazının farzında sık sık okuduğuna dair sağlam rivayetler vardır Müslim, “Salât”, 165-171.Kaf Suresi Tefsir Kur'an YoluHz. Peygamber’in Kur’an vahiy yoluyla alıp tebliğ ettiği inanç esasları içinde en önemlileri; bir tek Allah’a kulluk tevhid ve öldükten sonra yeniden dirilme, hesap verme, cennet veya cehenneme girmedir âhiret. Müşriklerin yeniden dirilişi inkâr etmeleri üzerine onları ikna etmek maksadıyla Allah’ın ilmine, kudretine dikkat çekilmekte; insanlar ilk yaratılış ile çevrelerinde olup bitenlere, içinde yüzdükleri nimetlere bakarak yeniden yaratma ve diriltmenin mümkün olduğu konusunda düşünmeye teşvik edilmektedir. Müşriklerin hep tekrarladıkları bir şüpheleri vardır “Çürüyüp dağılmış, başka maddelere dönüşmüş bedene can vermek nasıl mümkün olabilir?” Kur’an’ın bu şüpheye karşı ileri sürdüğü delilin iki önemli unsuru vardır 1. Her şeyi yok iken var eden Allah yeniden var etmeye elbette kadirdir. 2. Ölen insanda neyin kaldığını, neyin eksildiğini, nelerin başka maddelere dönüştüğünü Allah eksiksiz olarak bilmektedir; bunların benzerini yaratmak ve ruhu bu bedene iade etmek O’nun için zor yılında 1372 vefat eden tarihçi ve tefsirci İbn Kesîr 1. âyetin tefsirinde “Kâf”ı açıklarken, gelenekte ilim, tenkit ve aklın ne ölçülerde kullanıldığını gösteren şu önemli tesbit ve görüşleri ortaya koymuştur “Eskilerden selef bazıları –Arap alfabesinden bir harf olan– Kâf’ın bir dağ olduğunu ve bütün dünyayı kuşattığını... ifade etmişlerdir. Sanırım bu da, Ehl-i kitap’tan bazı şeylerin alınıp nakledilebileceği görüşüne dayalı olarak İsrâiloğulları’ndan İsrâiliyat’tan alınmıştır. Bana göre bu gibi sözler, onların zındıkları tarafından, insanların din konusundaki bilgi ve inançlarını bozmak için uydurulmuştur. Bizim ümmetimizde bile bu kadar büyük din âlimleri, önderleri, hadis uzmanları bulunduğu ve aradan da fazla zaman geçmediği halde Peygamberimiz adına hadis uydurulduğuna göre –peygamberlerinden sonra bu kadar zamanın gelip geçtiği, âlimlerinin kitabı tahrif ettiği ve fâsıklığa saptığı bilinen– İsrâiloğulları’nda bu gibi hurafelerin uydurulup yayılması tabiidir. İsrâiloğulları’ndan bazı şeylerin nakledilebileceğini söyleyen rivayet, aklın câiz gördüğü haber ve bilgilerle sınırlıdır. Akıl yönünden imkânsız ve asılsız olduğu açık olan, yalan olduğu konusunda kuvvetli kanaat bulunan hurafeler bu cevaz nakledilmesi câiz görülen haberler ve bilgiler sınırı içine girmez” VI, 395.Kaf Suresi Kaçıncı Sayfada?Kâf suresi 517. sayfadan başlar ve 519. sayfada biter, 26. cüzde yer almaktadır.
Tarık süresi Mekki bir süre olup; Hz Peygamber’in elçi olarak gönderilmesinin birinci ve üçüncü yıllarında iki bölüm halinde indirilmiş olup tamamı 17 ayettir. Adını ilk ayetindeki karanlığı yarıp ortaya çıkan yıldız anlamına gelen tarık’ kelimesinden almıştır. Hz Osman’ın Mushaf’ındaki kronolojik sıralamaya göre 36, Hz Ebu Bekir’in cem ettirdiği elimizdeki Kur’an’a göre 86 bölümde indirilen ayetlerde parlaklığıyla karanlıkları delen yıldıza yemin edilerek her insan için tayin edilmiş ve hafızat’ tabir edilen koruyucu meleklerden söz edilmektedir.Muakkıbat’ adı da verilen bu melekler, korunması icap ettiği zaman ve zeminlerde korumakla görevli oldukları insanları, Allah’ın emrinden dolayı ölümcül kazalara karşı korumaktadırlar. Bu yüzden bazı kimseler çok büyük felaketleri bile, burnu dahi kanamadan ilk defa bel ile göğüs kemiği veya kaburgalar arasında teşekkül edip gelişen; daha sonra tazyikle çıkan bir sudan/meniden yaratan Allah, elbette tekrar yaratmaya da kadirdir. Her insan, Allah’ın huzuruna amel defteriyle ve tek başına çıkacaktır. Artık hiç kimsenin yanında, dünya hayatında olduğu gibi muhafız alayları, özel korumaları, dostları, avukatları ve yardımcıları olmayacak; herkes huzur-u ilahiye tek başına çıkacak ve kendi hesabı ile baş başa kalacaktır. Aynen dünyaya tek olarak geldiği sınırlıdır, ufukları ancak vahiy ile açılıp genişler. O nedenle iki cihanda da mutlu ve müreffeh olmak isteyen her insanın Allah’tan gelecek ilahi rehberliğe ihtiyacı büyüktür; hem de kuraklıktan ötürü çatlak çatlak olmuş toprağın suya olan ihtiyacından daha fazla. Hiç kimse O’ndan müstağni olduğunu anlatılan kıssalar ve gelecekle ilgili vaatlerin hepsi kesin ve gerçektir. Yapılmakta olan tehditlerin şakası yoktur. Birtakım cahil ve gafil kimseler, ağızlarıyla Allah’ın nurunu söndürmek için boş yere çeşitli hile ve desiselere baş vuruyorlar. Hiç üflemekle güneş söndürülebilir mi? Müşrikler istemeseler de Allah nurunu elbette tamamlayacaktır. Bırak, isteyen istediğini yapsın;Allah’da bir gün yapılması gerekenleri kesinlikle yapacaktırKaynak M. Zeki Duman / Beyanu’l-Hak / C1 / bkz 275
Mekke’de nâzil olmuştur. 17 ayettir. Sûrenin esas konusu, ölümden sonraki diriliştir. Sûre, adını ilk ayette geçen “Târık” kelimesinden almıştır. Bismillâhirrahmânirrahîm. 1 – Göğe ve “Tarık’a” kasem ederim. 2 – Tarık, bilir misin nedir? 3 – O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır. 4 – Hiçbir kimse yoktur ki yanında bekçi bir melek bulunmasın. [13,11] 5 – Öyleyse insan neden yaratıldığını bir düşünsün. 6-7 – O, bel ile göğüs nahiyesinden çıkan, atılan bir sudan yaratıldı. Ayet metninde sulb ve teraib arasındaki nahiyeden çıkan bir sıvıdan sözedilir. Normalde sulb belkemiği, teraib ise kaburga kemiğidir. Erkek ile kadının üreme hücreleri bu bölgede yer aldığı için böyle ifade buyurulmuştur. Yoksa maksat, bu sıvının tamtamına nereden çıktığını bildirmek değildir. 8 – Onu ilkin yaratan Allah, elbette onu diriltmeye kadirdir. Allah insanın yaratılışını gözle görülmesi mümkün olmayacak kadar küçük bir hücreden başlatmaktadır. Bu safhadan, ana karnında hilkati tamamlanıp dünyaya gelmesine, bebeklik, çocukluk, gençlik safhalarını tamamlayıp olgunluk safhasına varıncaya kadar, binlerce tehlikelere karşı onu koruyup kollaması, onu ölümden sonra dirilteceğinin en kuvvetli delilidir. Aksi halde, Yaratıcının varlığını inkâr etmek gerekir ki bu da imkânsızdır. İnkârcıların “Kitaplar, yazan ve basan kimseler olmaksızın kendi kendilerine meydana gelmektedir veya dünyadaki bütün şehirler kendi kendilerine meydana gelmişlerdir” gibi hürafeleri öne sürmeleri gerekir. Bu deliliği de kabul edecek insan kolay kolay bulunamaz. 9 – Gün gelir, bütün gizli haller ortaya dökülür. 10 – O gün insanın ne bir kudreti, ne de bir yardımcısı kalır. 11-12 – Yağmur dolu göğe, bitkilerin çıkması için yarılan yere yemin olsun ki 13 – Bu söz, bu Kur’ân kesin bir sözdür, hakla batılı ayırt eden bir sözdür. 14 – O bir şaka değildir. 15 – O kâfirler, vargüçleriyle hile kurarlar. 16 – Ben de kurarım, yani hilelerini boşa çıkarırım. 17 – Öyleyse o kâfirlere biraz mühlet ver. [31,24] Onları biraz kendi hallerine bırak, yakında sana olan desteğimiz gelecektir. Tarık Suresi ve Bir Kur’an Mucizesi Bilim ilerledikçe Kur’an-ı Kerim’i daha iyi anlayabiliyor ve yeni yeni şeyler keşfediyoruz. Yine öyle oldu, bilimsel araştırmalar sayesinde Kur’an’daki Tarık suresinin bilinmeyen bir özelliği keşfedildi. [Haber] Teknolojideki ilerlemeler sayesinde artık uzaydaki cisimlerin sesleri kaydedilebiliyor. Konunun Kur’an’la olan ilgisine gelince; Tarık kelimesi Arapça’da bir şeye vurdu, birşeyi tokmakladı anlamına geliyor. Bu durumda Tarık suresinin Türkçe meali ise şöyle oluyor “Yemin olsun göğe ve Târık’a; o, gece gelene/o, tokmak gibi vurana/o, kapı çalana/o, çıkıverip de yürek hoplatana. Tarık, bilir misin nedir? O pırıl pırıl parlayan bir yıldızdır.” [Tarık Suresi 1-3 ayetler, bu sure 17 ayettir] Burada tokmak gibi vurana, kapı çalana ifadelerini aklınızda tutun. Şimdi bunun bilimle olan alakasına bakalım. Bilimin isanları Corot uzay teleskobu ile güneşe benzer üç yıldızın seslerini kaydettiklerini, bu seslerin kalp atışına benzediğini söylemişler. Yıldız sismolojisi adı verilen bu ses kayıt tekniği ile 100 ışık yılı uzaklıktaki yıldızlar bile gözlemlenebiliyor. Kalifornia Üniversitesinden Richard Rothschild, yıldızların hem içlerinde hem de dış kabuklarında benzeri sesler çıkardığını, bir güneş gibi olan nötron yıldızlarındaki patlamaların ardından parlak bir yıldız doğurduğunu söyleyen Rothschild sözlerini şöyle bitiriyor; “This explosion was akin to hitting the neutron star with a gigantic hammer, causing it to ring like a bell/Bu patlama nötron yıldızına dev bir tokmak gibi çarpıyor ve ardından zil sesi gibi ses çıkarıyor.” Şimdi Vikipedi’de şu kelimenin anlamına bakalım Pulsar İngilizcede “kalbin atması” anlamına gelen “pulsate” kelimesinden türetilmiştir. Pulsarlar, içinde bulundukları nebulaların çekirdeği ve kalbi hükmünde oldukları kadar, kalp atışları gibi muntazam fasıllarla ritimlerle uzaya radyo dalgaları gönderen nötron yıldızlarıdır. [Viki] Nötron yıldızındaki patlamalar Nötrondan ayrılıp ortaya çıkan yeni parlak yıldızlar
Târık Suresi 14. ayeti ne anlatıyor? Târık Suresi 14. ayetinin meali, Arapçası, anlamı ve tefsiri...Târık Suresi 14. Ayetinin Arapçasıوَمَا هُوَ بِالْهَزْلِۜ Târık Suresi 14. Ayetinin Meali AnlamıO, asla bir şaka, bir eğlence Suresi 14. Ayetinin TefsiriKur’ân-ı Kerîm’in hakkı bâtıldan, doğruyu eğriden ayırdeden ilâhî bir söz olduğu bildirilmek üzere önce önemli birer vasıfları ile göğe ve yere yemin edilir. İlk olarak içindeki cisimlerle beraber dönen ve aşağıdan yükselen suyu yağmur olarak geri döndüren göğe yemin edilir. Ayette geçen اَلرَّجْعُ rec kelimesinin hem “dönümlü” hem de “döndürümlü” anlamına gelmesi mümkün olduğundan ayet “dönümlü ve döndürümlü göğe yemin olsun” mânasını taşır. Nitekim gökyüzü, içinde bulunan kocaman cisimlerle birlikte hareket halinde olup dönmektedir. Aralarındaki mesafeler ancak ışık yılıyla ölçülebilecek kadar büyük olan gökteki sayısız yıldızlar, yıldız kümeleri, galaksiler sürekli hareket halindedir. Bu gün bilimsel araştırmalar, içinde bulunduğumuz Samanyolu galaksisinin saniyede 320 km hızla kendi etrafında döndüğünü ve büyüklüğü sebebiyle bu dönüşünün ancak 200 milyon yılda tamamlanabileceğini söylemektedir. Rec’ kelimesinde “yağmur” mânası da vardır. Buna göre ayet, yağmurun tekrar tekrar yağmasına veya suyun denizlerden buhar halinde yükselerek tekrar yağmur halinde geri dönmesine işaret olarak dünyayı yemyeşil zümrüt gibi bir cennet halinde süslemek ve üzerinde yaşayan canlıları besleyip büyütmek için her türlü bitkiyi çıkarmak üzere çatlayıp patlayan, şerha şerha yarılan yere yemin edilir. Ayette zikredilen اَلصَّدْعُ sad kelimesinde yarılmak, çatlamak ve çatlak mânaları bulunur ki bu, ilk olarak yeryüzünün bitkileri bitirmek için çatlayıp yarılışını anlatır. Bununla birlikte yeryüzünde değişik sebeplerle meydana gelen çatlaklar, yarıklar, hendekler, vadiler ve yolları; yarılıp insanların defnedildiği ve yine yarılıp insanların mahşere çıkacağı kabirleri de ifade akışı üstten ve alttan gelen şeylerin birleşip kaynaşarak yeni oluşumlar meydana gelmesiyle alakalıdır. Dolayısıyla göğün dönüşlü olması yukarıdan gelen fiil ve etkiyi, yerin yarılışlı olması da aşağıda bulunan alıcı kabiliyet ve istidadı ifade ederek gök ve yer biri diğerini sararak aşılayan karı ve koca konumunda olmaktadır. İkisinin izdivacından en faziletli ve en mükerrem varlık olarak doğan insan yine bunlar arasından, sulb ve terâib arasından çıkar gibi çıkarak Allah’a dönmek üzere âhiret âlemine gidecektir. Bütün bunlar da, Allah Teâlâ’nın kudreti altında yine O’nun yaratması ve korumasıyla cereyan yağmur, sad’ bitki diye mülahaza edildiğinde, fışkırarak çıkan erkeğin menisinin kadının yumurtacığını aşılaması gibi, yağmur da uzay boşluğunda bir yumurtayı andıran yeryüzünü, bitkileri bitirmek üzere aşılamakta böylece ilâhî bir fiil olarak canlılar yoktan var düzenli hareket ve yerdeki faydalı yarılma, sürülme ve açılma Allah’ın yüce kudretini yansıttığı; her olay ve harekette O’nun düzenlemesiyle ilgili bir proğramın bulunduğunu ortaya koyduğu gibi Kur’an da her ayet ve kelimesiyle ilâhî kudretten süzülüp gelen ve beşer idrakine seslenip onun aklını ve düşüncesini harekete geçiren, sonra da ona en doğru yolu ve en iyi hayat düzenini öğreten son ilâhî kitaptır. O kitap muhaliflerini, içinde taşıdığı binlerce hakikat belgeleriyle susturmaktadır. O, şüphesiz ki hak ile bâtılı ayıran kesin bir hükümdür. O asla şaka değildir. Bu bakımdan Kur’ân-ı Kerîm ve ayetlerini alaya almak, mizah ve şaka konusu yapmak büyük günahtır, hatta kişinin küfrüne bile sebep bunlara rağmen Târık Suresi tefsiri için tıklayınız...Kaynak Ömer Çelik TefsiriTârık Suresi 14. ayetinin meal karşılaştırması ve diğer ayetler için tıklayınız... İslam ve İhsan
HakkındaMekke döneminde inmiştir. 17 âyettir. Sûre, adını birinci âyetteki “et-Târık”kelimesinden almıştır. Târık, şiddetle çarpan, vuran, gece gelen şey sıralamada seksen altıncı, iniş sırasına göre otuz altıncı sûredir. Beled sûresinden sonra, Kamer sûresinden önce Mekke’de insanın yaratılışı, yapıp ettiklerinin kaydedildiği, öldükten sonra dirilmesi, Kur’an’ın muhtevasının ciddiyet ve önemi, inkârcıların tuzaklarının er geç bozulacağı gibi konulara yer SURESİ ARAPÇA OKUNUŞUTARIK SURESİ ma edrake küllü nefsin lemma 'aleyha mimme min main min beynissulbi 'ala rec'ıhı lehu min kuvvetin ve la zatirrec' zatissad' likavlün ma hüve yekiydune ekiydü emhilhüm SURESİ ve târıka ne olduğunu sen ne bileceksin? ışığıyla karanlığı delen kimse yoktur ki, üzerinde koruyucu insan neden yaratıldığına bir çıkan bir sudan su, bel ile kaburga kemikleri arasından Allah'ın onu, öldükten sonra tekrar diriltmeye de gücü sırların yoklanacağı günü hatırla!10.O gün artık insan için ne bir kuvvet vardır, ne de bir göğe andolsun, yarık çatlamış yere o Kur'an, hak ile bâtılı ayırd eden bir boş bir söz onlar bir tuzak kurarlar, de bir tuzak sen inkârcılara mühlet ver; onlara biraz zaman tanı!
tarık suresi 4 ayet fazileti