Vay Tiền Nhanh Ggads. 56 – VAKİA Suresi Latin türkçe okunuşu ve türkçe mealiBismillahirrahmanirrahim 1. İza veka’atilvaki’atu. 2. Leyse livak’atiha kazibetun. 3. Hafıdatun rafi’tun. 4. İza ruccetil’ardu reccen. 5. Ve bussetilcibalu bessen. 6. Ve fekanet hebaen munbessen. 7. Ve kuntum ezvacen selaseten. 8. Feashabulmeymeneti ma ashaulmeymeneti. 9. Ve ashabulmeş’emeti ma ashabulmeş’emeti. 10. Vessabikunessabikune. 11. Ulaikelmukarrabune. 12. Fiy cennatin na’ıymi. 13. Sulletun minel’evveliyne. 14. Ve kaliylun minel’ahıriyne. 15. ala sururin medunetun. 16. Muttekiiyne aleyha mutekabiliyne. 17. Yetufu aleyhim veldanun muhalledune. 18. Biekvabin ve ebariyka ve ke’sin min ma’ıynin. 19. La yusadda’une anha ve la yunzifune. 20. Ve fakihetin mimma yetehayyerune. 21. Ve lahmi tayrin mimma yeştehune. 22. Ve hurun ıynun. 23. Keemsalillu’luilmeknuni. 24. Cezaen bima kanu ya’melune. 25. La yesme’une fiyha lağven ve la te’siymen. 26. İlla kıylen selamen selamen. 27. Ve ashabulyemiyni ma ashabulyemiyni. 28. Fiy sidrin mahdudin. 29. Ve talhın mendudin. 30. Ve zıllin memdudin. 31. Ve main meskubin. 32. Ve fakihetin kesiyretin. 33. La maktu’atin ve la memnu’atin. 34. Ve furuşin merfu’atin. 35. İnna enşe’nahunne inşaen. 36. Fece’alnahunne ebkaren. 37. Uruben etraben. 38. Liashabilyemiyni. 39. Sulletun minel’evveliyne. 40. Ve sulletun minelahiriyne. 41. Ve ashabuşşimali ma ishabuşşimali. 42. Fiy semumin ve hamiymin. 43. Ve zıllin min yahmumin. 44. La baridin ve la keriymin. 45. İnnehum kanu kable zalike mutrefiyne. 46. Ve kanu yusırrune alelhınsil’azıymi. 47. Ve kanu yekulune eiza mitna ve kunna turaben ve ızamen einne lemeb’usune. 48. Eve abaunel’evvelune. 49. Kul innel’evveliyne vel’ahıriyne. 50. Lemecmu’une ila miykati yevmin ma’lumin. 51. Summe innekum eyyuheddallunelmukezzibune. 52. Leakilune min şecerin min zakkumin. 53. Femaliune minhelbutune. 54. Feşaribune aleyhi minelhamiymi. 55. Feşaribune şurbelhiymi. 56. Haza nuzuluhum yevmeddiyni. 57. Nahnu halaknakum felevla tusaddikune. 58. Efereeytum ma tumnune. 59. Eentum tahlukunehu em nahnulhalikune. 60. Nahnu kadderna beynekumulmevte ve ma nahnu bimesbukıyne. 61. Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fiy ma la ta’lemune. 62. Ve lekad alimtumunneş’etel’ula felevla tezekkerune. 63. Efereeytum ma tahrusune. 64. Eeentum tezre’unehu em nahnuzzari’une. 65. Lev neşa’u lece’alnahu hutamen fezaltum tefekkehune. 66. İnna lemuğremune. 67. Bel nahnu mahrumune. 68. Efereeytumulmaelleziy teşrebune. 69. Eentum enzeltumuhu minelmizni em nahnulmunzilune. 70. Lev neşa’u ce’alnahu ucacen felevla teşkurune. 71. Efereeytumunnarelletiy turune. 72. Eentum enşe’tum şecereteha em nahnul munşiune. 73. Nahnu ce’alnaha tezkireten ve meta’an lilmukviyne. 74. Fesibbıh bismi rabbikel’azıymi. 75. Fela uksimu bimevakı’ınnnucumi. 76. Ve innehu lekasemun lev ta’lemune azıymun. 77. İnnehu lekur’anun keriymun. 78. Fiy kitamin meknunin. 79. Lya yemessuhu illelmutahherune. 80. Tenziylun min rabbil’alemiyne. 81. Efebihazelhadiysi entum mudhinune. 82. Ve tec’alune rizkakum ennekum tukezzibune. 83. Felevla iza beleğatilhulkume. 84. Ve entum hıyneizin tenzurune. 85. Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lakin la tubsırune. 86. Felevla in kuntum ğayre mediyniyne. 87. Terci’uneha in kuntum sadikıyne. 88. Feemma in kane minelmukarrebiyne. 89. Feravhun ve reyhanun ve cennetu na’ıymin. 90. Ve emma in kane min ashabilyemiyni. 91. Feselamun leke min ashabilyemiyni. 92. Ve emma in kane minelmukezzibiyneddalliyne. 93. Fenuzulun min hamiymin. 94. Ve tasliyetu cahıymin. 95. İnne haza lehuve hakkulyakıyni. 96. Fesebbih bismi rabbikel’azıymi. Türkçe Meali 56 – VakıaBismillahirrahmânirrahîm Mekke döneminde inmiştir. 96 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen 1, 2. Kesin gerçekleşecek olan Kıyamet koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. 3, 4, 5, 6, 7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, kimini yükseltir, kimini alçaltır. 8. Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir! 9. Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir! 10, 11. İman ve amelde öne geçenler ise Ahirette de öne geçenlerdir. İşte onlar Allah’a yaklaştırılmış kimselerdir. 12. Onlar, Naîm cennetlerindedirler. 13, 14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir. 15, 16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 17, 18, 19, 20, 21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 22, 23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. 24. Bütün bunlar işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak verilir. 25. Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. 26. Sadece “selam!”, “selam!” sözünü işitirler. 27. Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir! 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 35. Biz onları hurileri yepyeni bir yaratılışta yarattık. 36, 37, 38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 39, 40. Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir. 41. Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42, 43, 44. Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.. 45. Çünkü onlar, bundan önce dünyada varlık içinde sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. 47. Diyorlardı ki “Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 48. “Evvelki atalarımız da mı?” 49, 50. De ki “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” 51, 52. Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka cehennemde bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. 53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. 54. Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. 55. Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. 56. İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. 57. Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? 58. Attığınız o meniye ne dersiniz?! 59. Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz? 60, 61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. Bu konuda bizim önümüze geçilmez. 62. Andolsun, birinci yaratılışınızı biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya! 63. Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! 64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz? 65. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz 66. “Muhakkak biz çok ziyandayız!” 67. “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” 68. İçtiğiniz suya ne dersiniz?! 69. Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? 70. Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.. 71. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! 72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz? 73. Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. 74. O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et yücelt. 75, 76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- 77. O, elbette değerli bir Kur’an’dır. 78. Korunmuş bir kitaptadır. 79. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. 80. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. 81, 82. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? 83. Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! 84. Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. 85. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. 86, 87. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! 88, 89. Fakat ölen kişi Allah’a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. 90, 91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. 92, 93. Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. 94. Bir de cehenneme atılma vardır. 95. Şüphesiz bu, kesin gerçektir. 96. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. iza suresi ,latin ,nariye vaqie suresini ,latinca okunuwu vakia anlami,vake ,veka suresi vakia, suresinin orjinal,suresi mealill ,evveline, vaika suresi,suresi dogru ,vakia suresi latin hariflerle iza turkce suresi vakia suresinin anla,suresi, süresi, meali, anlamı ,türkçe okunucu, latin harfleri ile ,okunuşu arapçası, arap ,harfleri ile okunuşu ,son,ikinci ayetinin, son iki ayeti ,n,asıl, nerden, bulabilirim ,meali ,tefsiri, anlami ,okunusu, turkce, meyali, ayetleri ,latince, meyali, konusu, içeriği, ana fikri, anlamı, ne anlatıyot, anakonusu, suresinin ilk ayeti ,yorumu Vakıa Suresi Okunuşu - Türkçe Anlamı, Arapça Yazılışı ve Fazileti ... Bu süre zenginlik süresi olarak Vakia suresi İslam Subhi videomuzda vakia suresi dinleyerek, vakia suresi arapça ve türkçe meali okuyarak, vakia suresi meali ve, Vakıa Suresi Vakia Suresi Okunuşu ve Meali - vakiasuresi vakia abdurrahmanelussi Vakia suresi Abdurrahman el Ussi türkçe meali ve anlamı videomuzda vakia suresi arapça okunuşu Vakia suresi Fatih Çollak videomuzda vakia suresi dinleyerek, vakia suresi arapça ve türkçe meali okuyarak, vakia suresi meali ve, Türkçe okunuşu İzâ vekâ'âtilvâkiâ. Leyse livâkâtihâ kâzibeh. Hâfidatun rafiâ. İzâ ruccetilardu racce. Big blue izleFrontline commando d day apkSen benden gittin gideli akorJames donkey driver download Vakıa Suresi Vakia Suresi Okunuşu ve Meali - vakiasuresi vakia abdurrahmanelussi Vakia suresi Abdurrahman el Ussi türkçe meali ve anlamı videomuzda vakia suresi arapça okunuşu Vakia suresi Fatih Çollak videomuzda vakia suresi dinleyerek, vakia suresi arapça ve türkçe meali okuyarak, vakia suresi meali ve, Türkçe okunuşu İzâ vekâ'âtilvâkiâ. Leyse livâkâtihâ kâzibeh. Hâfidatun rafiâ. İzâ ruccetilardu racce. Ve bussetilcibâlu besse. Fekânet hebâen munbesse. Vakıa Suresi Türkçe Oku İza ve kaatil vakıah. Leyse li vak'atiha kazibeh. Hafidatun rafiah. İza ruccetil ardu recca. Ve bussetil cibalu bessa. Fe kanet Peki her gün Vakıa Suresi okumanın faziletleri nelerdir? Vakıa Suresi Arapça ve Türkçe okunuşu. İza ruccetilardu racce. Vakıa suresi meali ile Vakıa suresi faziletleri anlaşılabilir, Vakıa suresi fazileti ile Vakia suresi daha iyi anlaşılabilir. İşte Vakıa suresi 18 sep. 2020 VAKIA SÛRESİ TÜRKÇE OKUNUŞU. Bismillahirrahmanirrahim. 1. İza veka'atilvaki'atu. 2. Leyse livak'atiha kazibetun. 3. Hafıdatun rafi'tun. 5 dagen geleden Vakıa suresi dinle hızlı okuma. “ vakia suresİ duasi, manasi ve vakia suresİnİ okuma usulÜ ” üzerine 3 düşünce Hatice 16/12/2016, Vakia suresi turkce okunusuVakıa Suresi kutsal kitabımız Kuran-ı Kerim'in 56. suresidir. Vakıa suresi iniş sırasına göre 40. suredir. Mekke'de nazil olan sure Taha suresinden sonra, Şuara suresinden öncedir. 96 ayetten oluşan Vakıa Suresi ayette geçen Vakıa kelimesinden almaktadır. suresidir. Mekke'de nazil olmuştur. Meali, Arapça-Türkçe 23 feb. Vakıa Suresi Türkçe Okunuşu ve Meali Vakıa Suresi Türkçe Okunuşu 1. İza veka'atilvaki'atu. 2. Leyse livak'atiha kazibetun. 3. Hafıdatun rafi'tun. 4. İz İşte İsra Suresi Arapça okunuşu ve Türkçe meali! iza messekümüd durru fil bahri dalle men ted'une illa iyyah felemma neccaküm ilel berri a'radtüm ve kanel insanü kefura. Tebareke suresi Arapça oku, dinle ve Tebareke suresi hakkında bilinmesi gereken herşey. Mülk sûresi Mekke’de nâzil olmuştur. 30 âyettir. İsmini, birinci âyette geçen اَلْمُلْكُ mülk kelimesinden alır. تَبَارَكَ tebâreke kelimesiyle başladığı için, Tebareke Suresi diye de isimlendirilmiştir. 19 aug. 2021 Vakıa Suresi İżâ veka'ati-lvâki'atu Leyse livak'atihâ kâżibetun Ḣâfidatun râfi'atun İżâ rucceti-l-ardu raccân Ve busseti-lcibâlu mahkum 11 bölüm full izle sansürsürsüzdemax taksibodrumda villaya yatılı ailefenerin kimle maçı var bugüntransmed şikayet Iddaa sonuçları sorgulamaKo gb satışTubidy searching engineTürkiyepornoYasin suresi ishak danış dinleCry me a sad river türkçe altyazılıTrt geometri konularıPes 2010 türkçe spikerAlacakaranlık şafak vakti 3 ne zaman vizyona girecekGaren online sro VÂKIA Suresi okunuşu ve türkçe meali56 - VÂKIABismillahirrahmanirrahim 1. İza veka'atilvaki'atu. 2. Leyse livak'atiha kazibetun. 3. Hafıdatun rafi'tun. 4. İza ruccetil'ardu reccen. 5. Ve bussetilcibalu bessen. 6. Ve fekanet hebaen munbessen. 7. Ve kuntum ezvacen selaseten. 8. Feashabulmeymeneti ma ashaulmeymeneti. 9. Ve ashabulmeş'emeti ma ashabulmeş'emeti. 10. Vessabikunessabikune. 11. Ulaikelmukarrabune. 12. Fiy cennatin na'ıymi. 13. Sulletun minel'evveliyne. 14. Ve kaliylun minel'ahıriyne. 15. 'ala sururin medunetun. 16. Muttekiiyne 'aleyha mutekabiliyne. 17. Yetufu 'aleyhim veldanun muhalledune. 18. Biekvabin ve ebariyka ve ke'sin min ma'ıynin. 19. La yusadda'une 'anha ve la yunzifune. 20. Ve fakihetin mimma yetehayyerune. 21. Ve lahmi tayrin mimma yeştehune. 22. Ve hurun 'ıynun. 23. Keemsalillu'luilmeknuni. 24. Cezaen bima kanu ya'melune. 25. La yesme'une fiyha lağven ve la te'siymen. 26. İlla kıylen selamen selamen. 27. Ve ashabulyemiyni ma ashabulyemiyni. 28. Fiy sidrin mahdudin. 29. Ve talhın mendudin. 30. Ve zıllin memdudin. 31. Ve main meskubin. 32. Ve fakihetin kesiyretin. 33. La maktu'atin ve la memnu'atin. 34. Ve furuşin merfu'atin. 35. İnna enşe'nahunne inşaen. 36. Fece'alnahunne ebkaren. 37. 'Uruben etraben. 38. Liashabilyemiyni. 39. Sulletun minel'evveliyne. 40. Ve sulletun minelahiriyne. 41. Ve ashabuşşimali ma ishabuşşimali. 42. Fiy semumin ve hamiymin. 43. Ve zıllin min yahmumin. 44. La baridin ve la keriymin. 45. İnnehum kanu kable zalike mutrefiyne. 46. Ve kanu yusırrune 'alelhınsil'azıymi. 47. Ve kanu yekulune eiza mitna ve kunna turaben ve 'ızamen einne lemeb'usune. 48. Eve abaunel'evvelune. 49. Kul innel'evveliyne vel'ahıriyne. 50. Lemecmu'une ila miykati yevmin ma'lumin. 51. Summe innekum eyyuheddallunelmukezzibune. 52. Leakilune min şecerin min zakkumin. 53. Femaliune minhelbutune. 54. Feşaribune 'aleyhi minelhamiymi. 55. Feşaribune şurbelhiymi. 56. Haza nuzuluhum yevmeddiyni. 57. Nahnu halaknakum felevla tusaddikune. 58. Efereeytum ma tumnune. 59. Eentum tahlukunehu em nahnulhalikune. 60. Nahnu kadderna beynekumulmevte ve ma nahnu bimesbukıyne. 61. 'Ala en nubeddile emsalekum ve nunşiekum fiy ma la ta'lemune. 62. Ve lekad 'alimtumunneş'etel'ula felevla tezekkerune. 63. Efereeytum ma tahrusune. 64. Eeentum tezre'unehu em nahnuzzari'une. 65. Lev neşa'u lece'alnahu hutamen fezaltum tefekkehune. 66. İnna lemuğremune. 67. Bel nahnu mahrumune. 68. Efereeytumulmaelleziy teşrebune. 69. Eentum enzeltumuhu minelmizni em nahnulmunzilune. 70. Lev neşa'u ce'alnahu ucacen felevla teşkurune. 71. Efereeytumunnarelletiy turune. 72. Eentum enşe'tum şecereteha em nahnul munşiune. 73. Nahnu ce'alnaha tezkireten ve meta'an lilmukviyne. 74. Fesibbıh bismi rabbikel'azıymi. 75. Fela uksimu bimevakı'ınnnucumi. 76. Ve innehu lekasemun lev ta'lemune 'azıymun. 77. İnnehu lekur'anun keriymun. 78. Fiy kitamin meknunin. 79. Lya yemessuhu illelmutahherune. 80. Tenziylun min rabbil'alemiyne. 81. Efebihazelhadiysi entum mudhinune. 82. Ve tec'alune rizkakum ennekum tukezzibune. 83. Felevla iza beleğatilhulkume. 84. Ve entum hıyneizin tenzurune. 85. Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lakin la tubsırune. 86. Felevla in kuntum ğayre mediyniyne. 87. Terci'uneha in kuntum sadikıyne. 88. Feemma in kane minelmukarrebiyne. 89. Feravhun ve reyhanun ve cennetu na'ıymin. 90. Ve emma in kane min ashabilyemiyni. 91. Feselamun leke min ashabilyemiyni. 92. Ve emma in kane minelmukezzibiyneddalliyne. 93. Fenuzulun min hamiymin. 94. Ve tasliyetu cahıymin. 95. İnne haza lehuve hakkulyakıyni. 96. Fesebbih bismi rabbikel'azıymi. Vakıa Suresi Türkçe MealiBismillahirrahmânirrahîm Mekke döneminde inmiştir. 96 âyettir. Sûre, adını birinci âyette geçen 1, 2. Kesin gerçekleşecek olan Kıyamet koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. 3, 4, 5, 6, 7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, kimini yükseltir, kimini alçaltır. 8. Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir! 9. Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir! 10, 11. İman ve amelde öne geçenler ise Ahirette de öne geçenlerdir. İşte onlar Allah'a yaklaştırılmış kimselerdir. 12. Onlar, Naîm cennetlerindedirler. 13, 14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir. 15, 16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevherâtla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 17, 18, 19, 20, 21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 22, 23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. 24. Bütün bunlar işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak verilir. 25. Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. 26. Sadece "selam!", "selam!" sözünü işitirler. 27. Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir! 28, 29, 30, 31, 32, 33, 34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 35. Biz onları hurileri yepyeni bir yaratılışta yarattık. 36, 37, 38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 39, 40. Bunların birçoğu öncekilerden, bir çoğu da sonrakilerdendir. 41. Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 42, 43, 44. Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifiri bir gölge içinde!.. 45. Çünkü onlar, bundan önce dünyada varlık içinde sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. 47. Diyorlardı ki "Biz öldükten, toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?" 48. "Evvelki atalarımız da mı?" 49, 50. De ki "Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır." 51, 52. Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka cehennemde bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. 53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. 54. Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. 55. Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. 56. İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. 57. Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? 58. Attığınız o meniye ne dersiniz?! 59. Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz? 60, 61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. Bu konuda bizim önümüze geçilmez. 62. Andolsun, birinci yaratılışınızı biliyorsunuz. O halde düşünseniz ya! 63. Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! 64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz? 65. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz 66. "Muhakkak biz çok ziyandayız!" 67. "Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!" 68. İçtiğiniz suya ne dersiniz?! 69. Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? 70. Dileseydik onu acı bir su yapardık. O halde şükretseydiniz ya!.. 71. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! 72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz? 73. Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. 74. O halde, O yüce Rabbinin adını tesbih et yücelt. 75, 76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- 77. O, elbette değerli bir Kur'an'dır. 78. Korunmuş bir kitaptadır. 79. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. 80. Âlemlerin Rabb'inden indirilmedir. 81, 82. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah'ın verdiği rızka O'nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? 83. Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! 84. Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. 85. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. 86, 87. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! 88, 89. Fakat ölen kişi Allah'a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. 90, 91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, "Selam sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!" denir. 92, 93. Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. 94. Bir de cehenneme atılma vardır. 95. Şüphesiz bu, kesin gerçektir. 96. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et. Linkback Bismillâhirrahmânirrahîm56/VÂKIA-1 İzâ ve kaatil vâkıahvâkıatu. O vakıa müthiş olay vuku bulduğu Leyse li vak’atihâ kâzibehkâzibetun.Onun vuku bulmasını yalanlayan kimse Hâfidatun râfiahrâfiatun.O; alçaltıcıdır, İzâ ruccetil ardu reccâreccen.O zaman arz yeryüzü şiddetli bir sarsıntıyla Ve bussetil cibâlu bessâbessen.Ve dağlar ufalanarak Fe kânet hebâen mun bessâbessen.Böylece dağılıp toz zerrecikleri haline Ve kuntum ezvâcen selâsehselâseten.Ve o zaman siz üç sınıfa ayrılmış Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul ashabı meymene [meymene sahipleri, amel defteri hayat filmleri sağından verilen cennetlikler], ama ne ashabı meymene!56/VÂKIA-9 Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’ ashabı meşeme [meşeme sahipleri, amel defteri hayat filmleri solundan verilen cehennemlikler], ama ne ashabı meşeme!56/VÂKIA-10 Ves sâbikûnes sâbikûnsâbikûne.Ve sabikunlar hayırlarda yarışıp ileri geçenler, Ulâikel mukarrebûnmukarrebûne.İşte onlar sabikunlar. Mukarrip Allah'a yaklaştırılmış Fî cennâtin naîmnaîmi.Onlar, naim Sulletun minel evvelînevvelîne.Onlar, evvelkilerden bir Ve kalîlun minel âhirînâhirîne.Ve onların birazı Alâ sururin ile örülmüş, mücevherlerle inci ve yakutla süslenmiş tahtlar Muttekiîne aleyhâ mutekâbilînmutekâbilîne.Onların üzerinde karşılıklı olarak yaslananlar onlardır mukarrebun olanlardır.56/VÂKIA-17 Yetûfu aleyhim vildânun muhalledûnmuhalledûne.Onların etrafında halidun olan ölümsüz gençler Bi ekvâbin ve ebârîka ve ke’sin min maînmaînin.Akan pınarlardan doldurulmuş kâseler, ibrikler ve billur kadehler Lâ yusaddeûne anhâ ve lâ yunzifûnyunzifûne.Ondan o şaraptan başları ağrımaz ve sarhoş Ve fâkihetin mimmâ yetehayyerûnyetehayyerûne.Ve arzu ettikleri Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûnyeştehûne.Ve canlarının çektiği kuş etlerinden sunulur.56/VÂKIA-22 Ve hûrun harika güzel gözlü huriler vardır.56/VÂKIA-23 Ke emsâlil lu’luil meknûnmeknûni.Sanki saklanmış inci tanesi Cezâen bi mâ kânû ya’melûnya’melûne.Yapmış olduklarının mükâfatı Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ te’sîmâte’sîmen.Orada boş bir söz işitmezler ve günaha İllâ kîlen selâmen selâmâselâmen.Sadece selâm, selâm sözü Ve ashâbul yemîni mâ ashâbul yemînyemîni.Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri hayat filmleri sağından verilenler], ama ne ashabı yemin!56/VÂKIA-28 Fî sidrin mahdûdmahdûdin.Ashabı yemin, dikensiz sedir ağaçları Ve talhın mendûdmendûdin.Ve meyveleri kat kat dizili muz ağaçları arasında.56/VÂKIA-30 Ve zıllin memdûdmemdûdin.Ve uzayan gölgeler içinde.56/VÂKIA-31 Ve mâin meskûbmeskûbin.Ve çağlayan sular arasında.56/VÂKIA-32 Ve fâkihetin kesîrahkesîretinVe pekçok meyveler arasında.56/VÂKIA-33 Lâ maktûatin ve lâ memnûahmemnûatin.Eksilmeyen ve Ve furuşin merfûahmerfûatin.Ve yüksetilmiş döşeklerdedirler tahtlardadırlar.56/VÂKIA-35 İnnâ enşe’nâ hunne inşââinşâen.Muhakkak ki Biz, onları yeni bir inşa yaratılış ile inşa ettik yarattık.56/VÂKIA-36 Fe cealnâ hunne ebkârânebkâren.Böylece Biz, onları bakireler Uruben etrâbâetrâben.Eşlerine düşkün, aynı yaşta Li ashâbil yemînyemîni.Ashabı yemin [yemin sahipleri, amel defterleri hayat filmleri önünden ve sağından verilenler] Sulletun minel evvelînevvelîne.Onlar evvelkilerden bir Ve sulletun minel âhırînâhırîne.Ve de sonrakilerden bir Ve ashâbuş şimâli mâ ashâbuş şimâlşimâli.Ve ashabuş şimal [şeamet kötülük, meşeme sahipleri, amel defteri hayat filmleri sollarından verilenler, cehennemlikler], ama ne ashabuş şimal!56/VÂKIA-42 Fî semûmin ve hamîmhamîmin.Ashabuş şimal, semum iliklere işleyen bir sıcaklık ve hamim kaynar su Ve zıllin min yahmûmyahmûmin.Ve kara dumandan bir gölge Lâ bâridin ve lâ kerîmkerîmin.Ne serinleticidir ne de İnnehum kânû kable zâlike mutrefînmutrefîne.Muhakkak ki onlar, daha önce mutrafi idiler varlık içinde zevklerine dalmışlardı.56/VÂKIA-46 Ve kânû yusirrûne alel hınsil azîmazîmi.Ve onlar, büyük günahta ısrar Ve kânû yekûlûne e izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâ men e innâ le meb’ûsûnmeb’ûsûne.Ve şöyle diyorlardı “Biz öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman mı? Biz gerçekten, mutlaka beas mı edileceğiz yeniden mi diriltileceğiz?”56/VÂKIA-48 E ve âbâunel evvelûnevvelûne.Ve evvelki bizden önce ölen babalarımız atalarımız da mı?56/VÂKIA-49 Kul innel evvelîne vel âhirînâhirîne.De ki “Muhakkak ki evvelkiler ve sonrakiler de diriltilecek.”56/VÂKIA-50 Le mecmûûne ilâ mîkâti yevmin ma’lûmma’lûmin.Malûm bilinen günün, belirlenmiş bir vaktinde mutlaka toplanılmış Summe innekum eyyuhed dâllûnel mukezzibûnmukezzibûne.Sonra siz, ey gerçekten dalâlette olan yalanlayıcılar!56/VÂKIA-52 Le âkilûne min şecerin min mutlaka zakkum ağacından yiyecek Fe mâ liûne minhel butûnbutûne.Böylece karınlarını onunla dolduracak Fe şâribûne aleyhi minel hamîmhamîmi.Sonra da onun üzerine hamimden kaynar sudan içecek Fe şâribûne şurbel hîmhîmi.Öyle ki, içtikçe susayan hasta develerin içişi gibi içecek Hâzâ nuzuluhum yevmed dîndîni.İşte bu, onların dîn günündeki Nahnu halaknâkum fe lev lâ tusaddikûntusaddikûne.Sizi Biz, Biz yarattık. Hâlâ tasdik E fe reeytum mâ tumnûntumnûne.Öyleyse akıttığınız meni nedir, gördünüz mü ne olduğunu idrak ettiniz mi?56/VÂKIA-59 E entum tahlukûnehû em nahnul hâlikûnhâlikûne.Onu siz mi yaratıyorsunuz yoksa yaratan Biz miyiz?56/VÂKIA-60 Nahnu kaddernâ beynekumul mevte ve mâ nahnu bi mes- bûkînmesbûkîne.Sizin aranızda ölümü Biz, Biz takdir ettik. Ve Biz, önüne geçilmiş veya geçilebilecek olan değiliz bu takdirimizi kimse bozamaz.56/VÂKIA-61 Alâ en nubeddile emsâlekum ve nunşiekum fî mâ lâ ta’lemûnta’lemûne.Sizin dünya hayatındaki emsallerinizi bedenlerinizi, ölümle değiştirmemiz ve ahiret âlemi için sizi, bilmediğiniz bir şekilde yeniden yaratmamızda Bizi geçecek yoktur.56/VÂKIA-62 Ve lekad alimtumunneş etel ûlâ fe lev lâ tezekkerûntezekkerûne.Ve andolsun ki, ilk neş'eti yaratılışı bildiniz, hâlâ tezekkür tefekkür E fe reeytum mâ tahrusûntahrusûne.Öyleyse ektiğiniz ekin nedir onu gördünüz mü? Her bitkinin tohumundan kendi türüne has yeni bir bitkinin yetişmesi için gerekli olan şifrelerin ve gelişim programının, ektiğiniz tohum içinde saklı olduğunu biliyor musunuz, idrak ediyor musunuz?56/VÂKIA-64 E entum tezre ûnehû em nahnuz zâriûnzâriûne.Onu siz mi yetiştiriyorsunuz, yoksa onu yetiştiren Biz miyiz?56/VÂKIA-65 Lev neşâu le cealnâhu hutâmen fe zaltum tefekkehûntefekkehûne.Eğer Biz dileseydik, elbette onu kuru ot kılardık yapardık. O zaman siz şaşırıp İnnâ le mugremûnmugremûne.Gerçekten biz ziyana Bel nahnu mahrûmûnmahrûmûne.Hayır, biz mahsulden üründen mahrum bırakılanlarız derdiniz.56/VÂKIA-68 E fe reeytumul mâellezî teşrebûnteşrebûne.Ayrıca siz, o içiyor olduğunuz suyu gördünüz mü?56/VÂKIA-69 E entum enzeltumûhu minel muzni em nahnul munzilûnmunzilûne.Onu suyu bulutlardan siz mi indirdiniz, yoksa indiren Biz miyiz?56/VÂKIA-70 Lev neşâu cealnâhu ucâcen fe levlâ teşkurûnteşkurûne.Eğer dileseydik, onu acı kılardık yapardık, öyle ise niçin hâlâ şükretmiyorsunuz?56/VÂKIA-71 E fe reeytumun nârelletî tûrûntûrûne.Ayrıca o yaktığınız ateşi gördünüz mü?56/VÂKIA-72 E entum enşe’tum şeceretehâ em nahnul munşiûnmunşiûne.Onun ağacını siz mi inşa ettiniz, yoksa inşa eden halkeden Biz miyiz?56/VÂKIA-73 Nahnu cealnâhâ tezkireten ve metâan lil mukvînmukvîne.Biz, onu ateşi bir ibret ve çöl yolcuları sahrada konaklayanlar için bir meta ısı ve ışık kaynağı Fe sebbih bismi rabbikel azîmazîmi.Artık Rabbini “Azîm” ismi ile tesbih Fe lâ uksimu bi mevâkiin nucûmnucûmi.Artık hayır! Yıldızların mevkilerine yemin Ve innehu le kasemun lev ta’lemûne azîmazîmun.Ve muhakkak ki o, gerçekten çok büyük bir yemindir, keşke İnnehu le kur’ânun kerîmkerîmun.Muhakkak ki O, gerçekten Kerim olan Kur'ân'dır Kur'ân-ı Kerim'dir.56/VÂKIA-78 Fî kitâbin meknûnmeknûnin.Mahfuz korunmuş olan bir Kitap'tadır Levhi Mahfuz'dadır.56/VÂKIA-79 Lâ yemessuhû illel mutahherûnmutahherûne.O'na, tahir olanlardan maddî ve manevî arınanlardan başkası Tenzîlun min rabbil âlemînâlemîne.Âlemlerin Rabbi tarafından kısım kısım, âyet âyet E fe bi hâzel hadîsi entum mudhinûnmudhinûne.Yoksa siz, bu söze inanmayan, şüphe eden kimseler misiniz?56/VÂKIA-82 Ve tec’alûne rızkakum ennekum tukezzibûntukezzibûne.Ve siz, yalanlamış olmanızı kendinize rızık ediniyorsunuz. Kur'ân'daki sözlerin âlemlerin Rabbi tarafından indirildiğinden şüphe ettiğiniz için rızkınız, nasibiniz sadece yalanlamak oluyor.56/VÂKIA-83 Fe lev lâ izâ belegatil hulkûmehulkûme.O halde can boğaza gelmiş olsa değil mi ki siz öylece.56/VÂKIA-84 Ve entum hîne izin tenzurûntenzurûne.Ve siz, o anda ona öylece, bir yardım yapamayarak sadece Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lâkin lâ tubsirûntubsirûne.Ve Biz, ona sizden daha yakınız fakat siz Fe lev lâ in kuntum gayre medînînmedînîne.Öyleyse eğer siz amellerinizin karşılığında ceza görecek kimseler değil Terciûnehâ in kuntum sâdikînsâdikîne.Eğer siz sadıklarsanız, onu geri Fe emmâ in kâne minel mukarrebînemukarrebîne.Fakat o eğer mukarrebin olanlardan Allah'a yakın olanlardan Fe revhun ve reyhânun ve cennetu naîmnaîmin.O taktirde, ferahlık, huzur, güzel kokulu bitkiler ve naim cenneti Ve emmâ in kâne min ashâbil yemînyemîni.Fakat yemin sahiplerinden ashabı yeminden yani hayat filmleri sağından verilenlerden Fe selâmun leke min ashâbil yemînyemîni.O zaman ashabı yeminden hayat filmleri sağından verilenlerden “sana selâm olsun” denir.56/VÂKIA-92 Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîndâllîne.Ve fakat dalâlette olan ve yalanlayanlardan Fe nuzulun min hamîmhamîmin.O taktirde kaynar sudan bir ziyafet Ve tasliyetu cahîmcahîmin.Ve alevli ateşe atılma İnne hâzâ le huve hakkul yakînyakîni.Muhakkak ki bu anlatılanlar, elbette o verilen haberler, Hakk'ul yakîn'dir yakîn olan haktır, kesin olarak gerçektir.56/VÂKIA-96 Fe sebbih bismi rabbikel azîmazîmi.Artık Rabbini “Azîm” ismi ile tesbih et. 56/VÂKIA-1 İzâ ve kaatil vâkıahvâkıatu1,2. Kesin gerçekleşecek olan Kıyamet koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. 56/VÂKIA-2 Leyse li vak’atihâ kâzibehkâzibetun1,2. Kesin gerçekleşecek olan Kıyamet koptuğu zaman, onun kopuşunu yalanlayacak kimse olmayacaktır. 56/VÂKIA-3 Hâfidatun râfiahrâfiatun3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, kimini yükseltir, kimini alçaltır. 56/VÂKIA-4 İzâ ruccetil ardu reccâreccen3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, kimini yükseltir, kimini alçaltır. 56/VÂKIA-5 Ve bussetil cibâlu bessâbessen3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, kimini yükseltir, kimini alçaltır. 56/VÂKIA-6 Fe kânet hebâen mun bessâbessen3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, kimini yükseltir, kimini alçaltır. 56/VÂKIA-7 Ve kuntum ezvâcen selâsehselâseten3,4,5,6,7. Yeryüzü şiddetle sarsıldığı, dağlar parça parça dağılıp saçılmış toz olduğu ve siz de üç sınıf olduğunuz zaman, O, kimini yükseltir, kimini alçaltır. 56/VÂKIA-8 Fe ashâbul meymeneti mâ ashâbul meymeneti8. Ahiret mutluluğuna erenler var ya; ne mutlu kimselerdir! 56/VÂKIA-9 Ve ashâbul meş'emeti mâ ashâbul meş’emeti9. Kötülüğe batanlara gelince; ne mutsuz kimselerdir! 56/VÂKIA-10 Ves sâbikûnes sâbikûnsâbikûne10,11. İman ve amelde öne geçenler ise Ahirette de öne geçenlerdir. İşte onlar Allah’a yaklaştırılmış kimselerdir. 56/VÂKIA-11 Ulâikel mukarrebûnmukarrebûne10,11. İman ve amelde öne geçenler ise Ahirette de öne geçenlerdir. İşte onlar Allah’a yaklaştırılmış kimselerdir. 56/VÂKIA-12 Fî cennâtin naîmnaîmi12. Onlar, Naîm cennetlerindedirler. 56/VÂKIA-13 Sulletun minel evvelînevvelîne13,14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir. 56/VÂKIA-14 Ve kalîlun minel âhirînâhirîne13,14. Onların çoğu öncekilerden, azı da sonrakilerdendir. 56/VÂKIA-15 Alâ sururin mevdûnetin15,16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 56/VÂKIA-16 Muttekiîne aleyhâ mutekâbilînmutekâbilîne15,16. Onlar, karşılıklı yaslanmış vaziyette mücevheratla işlenmiş tahtlar üzerindedirler. 56/VÂKIA-17 Yetûfu aleyhim vildânun muhalledûnmuhalledûne17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 56/VÂKIA-18 Bi ekvâbin ve ebârîka ve ke’sin min maînmaînin17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 56/VÂKIA-19 Lâ yusaddeûne anhâ ve lâ yunzifûnyunzifûne17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 56/VÂKIA-20 Ve fâkihetin mimmâ yetehayyerûnyetehayyerûne17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 56/VÂKIA-21 Ve lahmi tayrin mimmâ yeştehûnyeştehûne17,18,19,20,21. Ebediyen genç kalan uşaklar, onların etrafında; içmekle başlarının dönmeyeceği ve sarhoş olmayacakları, cennet pınarından doldurulmuş sürahileri, ibrikleri ve kadehleri, beğendikleri meyveleri ve arzu ettikleri kuş etlerini dolaştırırlar. 56/VÂKIA-22 Ve hûrun înun22,23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. 56/VÂKIA-23 Ke emsâlil lu’luil meknûnmeknûni22,23. Onlar için saklı inciler gibi, iri gözlü huriler de vardır. 56/VÂKIA-24 Cezâen bi mâ kânû ya’melûnya’melûne24. Bütün bunlar işledikleri amellere karşılık bir mükâfat olarak verilir. 56/VÂKIA-25 Lâ yesmeûne fîhâ lagven ve lâ te’sîmâte’sîmen25. Orada ne boş bir söz, ne de günaha sokan bir şey işitirler. 56/VÂKIA-26 İllâ kîlen selâmen selâmâselâmen26. Sadece “selâm!”, “selâm!” sözünü işitirler. 56/VÂKIA-27 Ve ashâbul yemîni mâ ashâbul yemînyemîni27. Ahiret mutluluğuna erenler, ne mutlu kimselerdir! 56/VÂKIA-28 Fî sidrin mahdûdmahdûdin28,29,30,31,32,33,34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler. 56/VÂKIA-29 Ve talhın mendûdmendûdin28,29,30,31,32,33,34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler 56/VÂKIA-30 Ve zıllin memdûdmemdûdin28,29,30,31,32,33,34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler 56/VÂKIA-31 Ve mâin meskûbmeskûbin28,29,30,31,32,33,34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler 56/VÂKIA-32 Ve fâkihetin kesîrahkesîretin28,29,30,31,32,33,34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler 56/VÂKIA-33 Lâ maktûatin ve lâ memnûahmemnûatin28,29,30,31,32,33,34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler 56/VÂKIA-34 Ve furuşin merfûahmerfûatin28,29,30,31,32,33,34. Onlar, dikensiz sidir ağaçları ve meyveleri küme küme dizili muz ağaçları altında, yayılmış sürekli bir gölgede, çağlayan bir su başında, tükenmeyen ve yasaklanmayan çok çeşitli meyveler içinde ve yüksek döşekler üzerindedirler 56/VÂKIA-35 İnnâ enşe’nâ hunne inşââinşâen35. Biz onları hurileri yepyeni bir yaratılışta yarattık. 56/VÂKIA-36 Fe cealnâ hunne ebkârânebkâren36,37,38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 56/VÂKIA-37 Uruben etrâbâetrâben36,37,38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 56/VÂKIA-38 Li ashâbil yemînyemîni36,37,38. Onları ahiret mutluluğuna erenler için, hep bir yaşta eşlerini çok seven gösterişli bakireler yaptık. 56/VÂKIA-39 Sulletun minel evvelînevvelîne39,40. Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir. 56/VÂKIA-40 Ve sulletun minel âhırînâhırîne39,40. Bunların birçoğu öncekilerden, birçoğu da sonrakilerdendir. 56/VÂKIA-41 Ve ashâbuş şimâli mâ ashâbuş şimâlşimâli41. Kötülüğe batanlar ise ne mutsuz kimselerdir! 56/VÂKIA-42 Fî semûmin ve hamîmhamîmin42,43,44. Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifirî bir gölge içinde!. 56/VÂKIA-43 Ve zıllin min yahmûmyahmûmin42,43,44. Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifirî bir gölge içinde!. 56/VÂKIA-44 Lâ bâridin ve lâ kerîmkerîmin42,43,44. Onlar, iliklere işleyen bir ateş ve bir kaynar su içindedirler. Ne serin ve ne de yararlı olan zifirî bir gölge içinde!. 56/VÂKIA-45 İnnehum kânû kable zâlike mutrefînmutrefîne45. Çünkü onlar, bundan önce dünyada varlık içinde sefahata dalmış ve azgın kimselerdi. 56/VÂKIA-46 Ve kânû yusirrûne alel hınsil azîmazîmi46. Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı. 56/VÂKIA-47 Ve kânû yekûlûne e izâ mitnâ ve kunnâ turâben ve izâ men e innâ le meb’ûsûnmeb’ûsûne47. Diyorlardı ki “Biz öldükten, toprak ve kemik yığını hâline geldikten sonra mı, biz mi bir daha diriltilecekmişiz?” 56/VÂKIA-48 E ve âbâunel evvelûnevvelûne48. “Evvelki atalarımız da mı?” 56/VÂKIA-49 Kul innel evvelîne vel âhirînâhirîne49,50. De ki “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” 56/VÂKIA-50 Le mecmûûne ilâ mîkâti yevmin ma’lûmma’lûmin49,50. De ki “Şüphesiz öncekiler ve sonrakiler, mutlaka belli bir günün belli bir vaktinde toplanacaklardır.” 56/VÂKIA-51 Summe innekum eyyuhed dâllûnel mukezzibûnmukezzibûne51,52. Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka cehennemde bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. 56/VÂKIA-52 Le âkilûne min şecerin min zakkumin51,52. Sonra siz ey haktan sapan yalanlayıcılar! Mutlaka cehennemde bir ağaçtan, zakkumdan yiyeceksiniz. 56/VÂKIA-53 Fe mâ liûne minhel butûnbutûne53. Karınlarınızı ondan dolduracaksınız. 56/VÂKIA-54 Fe şâribûne aleyhi minel hamîmhamîmi54. Üstüne de o kaynar sudan içeceksiniz. 56/VÂKIA-55 Fe şâribûne şurbel hîmhîmi55. Kanmak bilmez susamış develerin suya saldırışı gibi içeceksiniz. 56/VÂKIA-56 Hâzâ nuzuluhum yevmed dîndîni56. İşte bu hesap ve ceza gününde onlara ziyafetleridir. 56/VÂKIA-57 Nahnu halaknâkum fe lev lâ tusaddikûntusaddikûne57. Sizi biz yarattık. Hâlâ tasdik etmeyecek misiniz? 56/VÂKIA-58 E fe reeytum mâ tumnûntumnûne58. Attığınız o meniye ne dersiniz?! 56/VÂKIA-59 E entum tahlukûnehû em nahnul hâlikûnhâlikûne 59. Onu siz mi yaratıyorsunuz, yoksa yaratan biz miyiz? 56/VÂKIA-60 Nahnu kaddernâ beynekumul mevte ve mâ nahnu bi mes- bûkînmesbûkîne60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. Bu konuda bizim önümüze geçilmez. 56/VÂKIA-61 Alâ en nubeddile emsâlekum ve nunşiekum fî mâ lâ ta’lemûnta’lemûne60,61. Sizin yerinize benzerlerinizi getirmek ve sizi bilemeyeceğiniz bir şekilde yeniden yaratmak üzere aranızda ölümü biz takdir ettik. Bu konuda bizim önümüze geçilmez. 56/VÂKIA-62 Ve lekad alimtumunneş etel ûlâ fe lev lâ tezekkerûntezekkerûne62. Andolsun, birinci yaratılışınızı biliyorsunuz. O hâlde düşünseniz ya! 56/VÂKIA-63 E fe reeytum mâ tahrusûntahrusûne63. Ektiğiniz tohuma ne dersiniz?! 56/VÂKIA-64 E entum tezre ûnehû em nahnuz zâriûnzâriûne64. Onu siz mi bitiriyorsunuz, yoksa bitiren biz miyiz? 56/VÂKIA-65 Lev neşâu le cealnâhu hutâmen fe zaltum tefekkehûntefekkehûne65. Dileseydik, onu kuru bir çöp yapardık da şaşkınlık içinde şöyle geveleyip dururdunuz 56/VÂKIA-66 İnnâ le mugremûnmugremûne66. “Muhakkak biz çok ziyandayız!” 56/VÂKIA-67 Bel nahnu mahrûmûnmahrûmûne67. “Daha doğrusu büsbütün mahrumuz!” 56/VÂKIA-68 E fe reeytumul mâellezî teşrebûnteşrebûne68. İçtiğiniz suya ne dersiniz?! 56/VÂKIA-69 E entum enzeltumûhu minel muzni em nahnul munzilûnmunzilûne69. Siz mi onu buluttan indirdiniz, yoksa indiren biz miyiz? 56/VÂKIA-70 Lev neşâu cealnâhu ucâcen fe levlâ teşkurûnteşkurûne70. Dileseydik onu acı bir su yapardık. O hâlde şükretseydiniz ya!. 56/VÂKIA-71 E fe reeytumun nârelletî tûrûntûrûne71. Tutuşturduğunuz ateşe ne dersiniz?! 56/VÂKIA-72 E entum enşe’tum şeceretehâ em nahnul munşiûnmunşiûne72. Onun ağacını siz mi yarattınız, yoksa yaratan biz miyiz? 56/VÂKIA-73 Nahnu cealnâhâ tezkireten ve metâan lil mukvînmukvîne73. Biz onu bir ibret ve ıssız yerlerde yaşayanlara bir yarar kaynağı kıldık. 56/VÂKIA-74 Fe sebbih bismi rabbikel azîmazîmi74. O hâlde, O yüce Rabbinin adını tesbih et yücelt. 56/VÂKIA-75 Fe lâ uksimu bi mevâkiin nucûmnucûmi75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- 56/VÂKIA-76 Ve innehu le kasemun lev ta’lemûne azîmazîmun75,76. Yıldızların yerlerine yemin ederim ki, -eğer bilirseniz, gerçekten bu, büyük bir yemindir- 56/VÂKIA-77 İnnehu le kur’ânun kerîmkerîmun77. O, elbette değerli bir Kur’an’dır. 56/VÂKIA-78 Fî kitâbin meknûnmeknûnin78. Korunmuş bir kitaptadır. 56/VÂKIA-79 Lâ yemessuhû illel mutahherûnmutahherûne79. Ona, ancak tertemiz olanlar dokunabilir. 56/VÂKIA-80 Tenzîlun min rabbil âlemînâlemîne80. Âlemlerin Rabb’inden indirilmedir. 56/VÂKIA-81 E fe bi hâzel hadîsi entum mudhinûnmudhinûne81,82. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? 56/VÂKIA-82 Ve tec’alûne rızkakum ennekum tukezzibûntukezzibûne81,82. Şimdi siz, bu sözü mü küçümsüyorsunuz ve Allah’ın verdiği rızka O’nu yalanlayarak mı şükrediyorsunuz? 56/VÂKIA-83 Fe lev lâ izâ belegatil hulkûmehulkûme83. Can boğaza geldiğinde, onu geri döndürsenize! 56/VÂKIA-84 Ve entum hîne izin tenzurûntenzurûne84. Oysa siz o zaman bakıp durursunuz. 56/VÂKIA-85 Ve nahnu akrebu ileyhi minkum ve lâkin lâ tubsirûntubsirûne85. Biz ise ona sizden daha yakınız. Fakat siz göremezsiniz. 56/VÂKIA-86 Fe lev lâ in kuntum gayre medînînmedînîne86,87. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! 56/VÂKIA-87 Terciûnehâ in kuntum sâdikînsâdikîne86,87. Eğer hesaba çekilmeyecekseniz ve doğru söyleyenler iseniz, onu geri döndürsenize! 56/VÂKIA-88 Fe emmâ in kâne minel mukarrebînemukarrebîne88,89. Fakat ölen kişi Allah’a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. 56/VÂKIA-89 Fe revhun ve reyhânun ve cennetu naîmnaîmin88,89. Fakat ölen kişi Allah’a yakın kılınmışlardan ise, ona rahatlık, güzel rızık ve Naîm cenneti vardır. 56/VÂKIA-90 Ve emmâ in kâne min ashâbil yemînyemîni90,91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. 56/VÂKIA-91 Fe selâmun leke min ashâbil yemînyemîni90,91. Eğer Ahiret mutluluğuna ermiş kişilerden ise, kendisine, “Selâm sana Ahiret mutluluğuna ermişlerden!” denir. 56/VÂKIA-92 Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîndâllîne92,93. Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. 56/VÂKIA-93 Fe nuzulun min hamîmhamîmin92,93. Ama haktan sapan yalancılardan ise, işte ona da kaynar sudan bir ziyafet vardır. 56/VÂKIA-94 Ve tasliyetu cahîmcahîmin94. Bir de cehenneme atılma vardır. 56/VÂKIA-95 İnne hâzâ le huve hakkul yakînyakîni95. Şüphesiz bu, kesin gerçektir. 56/VÂKIA-96 Fe sebbih bismi rabbikel azîmazîmi96. Öyleyse yüce Rabbinin adını tesbih et.

vakıa suresi latince okunuşu ve türkçe meali