Yetmiyorbir ömür bin bir murada! Bir tatlı gün geçti hayatından da: Bir Ömür Böyle Geçti Ali Şeriati 23 Beğeni; Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de Kitap fuarını ziyaret eden Bakan Pakdemirli Sanayi Eski Bakanı Ali Coşkun'un 'Bir Ömür Böyle Geçti' kitabını da incelerken, Eski Bakan Ali Coşkun'la hem kitaba hem de gündeme ilişkin sohbet etti. Hükümet Sanayi ve Ticaret Bakanlığı yapan Ali Coşkun, iş dünyası, siyaset ve yeni yayınlanan ‘Bir Ömür Böyle Geçti’ adlı kitabı hakkında Ekovitrin’in sorularını yanıtladı. Temmuz-19 09.07.2019, 14:09 06.08.2019, 13:20 Ali Coşkun ile ilgili son dakika yaşanan haberleri ve haber başlıklarının tamamı sabah.com.tr’de. Bir ömür böyle geçti. Hamile eşini öldüren sanığa verilen indirime, kadın Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu sene de Kitap fuarını ziyaret eden Bakan Pakdemirli Sanayi Eski Bakanı Ali Coşkun’un ‘Bir Ömür Böyle Geçti’ kitabını da incelerken, Eski Bakan Ali Coşkun’la hem kitaba hem de gündeme ilişkin sohbet etti. Vay Tiền Nhanh Ggads. Odalar Birliği eski Başkanı... Eski Milletvekili... Eski Bakan... Ali Coşkun anılarını yazdı... Üç cilt... "Bir Ömür Böyle Geçti." Birinci cilt "Önsöz" ile başlıyor. Önsöz de "Mevlana'dan bir alıntı" ile "Gözünü açıyorsun 'Doğdu' diyorlar, Gözünü kapatıyorsun 'Öldü' diyorlar, Bu göz kırpışa 'Ömür' diyorlar." *** YAŞASIN CUMHURİYET Ali Coşkun... Erzincan-Kemaliye'nin Eğin Başpınar köyünden... Fakir bir aileden. Sabahları simit, ikindi vakti gazete satarak geçirilmiş meslek lisesi yılları. Sonra... Üniversite... Almanya... Mühendislik. İşte fırsat eşitliği... İşte Cumhuriyet'in fazileti. Ali Coşkun'un özelliği ise "Büyük adam" olduktan sonra... Doğduğu toprağı unutmayışı. Özlemini şiirlere dökmüş... İşte bir dörtlük "Hasretim başı karlı o dağlara, Sümbül nergis kokan güzel bağlara, Hasretim pınarların başına, Eğin'imin toprağına taşına." *** BEKÇİNİN ÇOCUĞU ! Anadolu çocuğu Ali Coşkun... Kader kısmet... Günün birinde Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'ne başkan seçilince... Aleyhinde yayın yapılır. "Bekçinin çocuğu patronların patronu oldu" diye yazılar yazılır. Ali Coşkun... Anılarında... O günleri anlatıyor Bazı kulüp mensupları ve bazı güç odakları benim başkan seçilmemi pek benimseyemedi. Ancak daha sonra çalışmalarımı görüp, beni tanıyınca memnuniyet belirterek özür dileyenleri, helallik isteyenleri hatırlıyorum. *** ZAMAN TÜNELİ Ankara'da... TOBB Kongresi vardır... Kongre, Ramazan ayındadır... Başkan Ali Coşkun, kongre delegelerine iftar verir. İftarda "Tasavvuf müziği" de vardır. Sonra... Kur'an okunur. Okunan ayetler "Ticari hayatın düzenlenmesi" ile ilgilidir. Vay sen misin "Tasavvuf müzikli... Kur'an'lı" iftar veren? Ali Coşkun "Çankaya Köşkü'ne çağrılır." "55 dakika" sorguya çekilir... Bizzat Devlet Başkanı Kenan Evren tarafından. Neredeeen nereye?... "Zamanın ruhu" işte böyle bir şey olsa gerek. *** BAKKAL VEHBİ Hindistan'da bir tören... "Dünyada yılın işadamı" töreni. Törende bir Türk işadamına madalya takılacak. O işadamı... Vehbi Koç. Odalar Birliği Başkanı Ali Coşkun da "Törene" katılacaktır. Coşkun... Sekretaryasına talimat verir -Ben Vehbi Bey'le aynı otelde kalmak istiyorum. Ve... Hindistan'a gidilir. Vehbi Koç ile Ali Coşkun'un kaldıkları otel "Standardı düşük... Berbat" bir oteldir. Aynı tören için Hindistan'a gelen Koç ailesi mensupları ise "7 yıldızlı bir otelde" kalmaktadırlar. Ali Coşkun der ki -Vehbi Amca... Eğer yer varsa biz de o otele gidelim. -Yok oğlum, orası pahalı. -Ama çocuklarınız orada kalıyor. -Bak oğlum... Ben bakkal Vehbi'yim... Onlar ise Vehbi Koç'un çocukları. *** ŞAKA GİBİ Seneler öncesi... Genç Ali Coşkun, İstanbul'da Sanayi Odası yönetimindedir. Bir proje hazırlar "Sanayi-Üniversite işbirliği." Üniversite rektörüne gider -Hocam... Öğrenciler, eğitimlerinin bir bölümünü fabrikalarda yapsalar. Rektör öfkelenir Fabrikalar... Sömürücüler... Kapitalistler... Benim öğrencilerimin o kan emicilerin yanlarında ne işleri var? Ali Coşkun bu defa büyük bir sanayi kuruluşunun patronuna gider -Abi... Sanayi-Üniversite işbirliği... Mühendislik okuyanlar... Meslek liselerine gidenler... Eğitimlerinin bir bölümünü fabrikalarda yapsalar... Ülkenin böyle bir eğitim sistemine ihtiyacı var. Fabrikanın sahibi "Olmaz" diye söze başlar -Bak Ali... Oğlum... Seni severim... Fakat, senin üniversite öğrencisi dediğin o solcuların, komünistlerin fabrikada ne işleri var?... Sen Türk sanayiini dinamitlemek mi istiyorsun? Ali Coşkun bu anısını, "Ankara Kitap Fuarı'ndaki konferansında" anlattı... 24 Şubat 2019... Pazar günü. Dinleyenler "Alkışı... Kahkahayı" patlattı. Üniversite-Sanayi işbirliği... Acil ihtiyaç... Çok gerekli. Ama bunu o kadar geç fark ettik, kabullendik ki. *** DAMAT Ali Abi... Çok eski dost... Bize "Enişte" der. Zira "Eğin damadıyız." Eşim Canan'ın babası çocuk yaşta Eğin'den çıkmış... Askeri lisede okumuş... Harbiye'yi bitirmiş... Subay olmuş. Ali Coşkun... Bakan olunca... Dedi ki -Yavuz Enişte... Seni Eğin'e götüreceğim... Eğinliler damatlarını çok severler. Gittik... Daha sonra yine gittik. Gerçekten... Eğinliler bizi bağırlarına bastılar. "Biz damadımızı çok severiz" diye kucakladılar. Eğinli bir yaşlı kadın... Dedi ki -Damat sevilmez mi hiç?... Biz iki şeyi çok severiz... Bir damadımızı, bir de ineğimizi. Ali Coşkun yarı mahcup söze girdi -Yavuzcuğum... Sakın alınma ama... İkisi de çok iyi sağılır. Yasal Uyarı Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Turkuvaz Medya Grubu’na aittir. Kaynak gösterilse veya habere aktif link verilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı ya da bir bölümü kesinlikle kullanılamaz. Ayrıntılar için lütfen tıklayın. Yazısında Kahramanmaraş’taki aile şirketlerinin tahlilini yapmış. Kahramanmaraş’ın ilk özel teşebbüsü olan MARTEKS AŞ iplik fabrikasının, sanayicilerimiz için bir okul olduğunu yazısında tipik bir örnek olarak göstermişti. Sayın Mehmet TAŞ beyin tespitinin çok doğru olduğunu düşünüyorum. Gerçektende Marteks AŞ hem sanayicilerimiz için. Hem de çalışanları için bir okul olmuştur. Kurucuları şimdi şehrimiz sanayisinin omurgasını teşkil eden çok değerli sanayicilerimizdir. Hasan Balcı, Faruk Arıkan, Kasım Yağlıca, İsmail Kurtul, Yusuf Kirişçi, Mustafa Görgel, Nevres Ongun, Sıdık Akdişli, Mustafa Doğan gibi akla gelen isimler. Tam 36 ortak bir araya gelerek kırk yıl önce hiç bilmedikleri bir işi başarmışlar. Şehrimizde ticari hayatı canlandırarak fabrika kurarak iş imkanı sağlamışlardı. Şimdi bu isimlerden bir çoğu hayatta yok. Kalanlar ise, hasta, yaşlı ve yorgun. Fakat bıraktıkları eser hala ayakta. Çalışanlarına ekmek kapısı olmaya devam ediyor. Bu konuda yeri gelmişken şimdi iki değerli insandan bahsetmek istiyorum. Bunlardan birincisi Hasan BALCI, Marteks AŞ in kurucusu ve patronu. Şehrimize ilk özel iplik fabrikasının kurulmasına vesile olan duayen sanayicilerimizden. Kendisi şimdilerde çok hasta, fakat yaptığı eser Marteks AŞ hala ayakta. Diğeri, Marteks’in kuruluş yıllarında çalışmış. Fabrikada bekçilik yapmış, bir emekçi. Rahmetli Ali TAŞ ağabeyimiz. Sayın Mehmet TAŞ beyin babaları. Geçtiğimiz günlere rahmetli olmuştu. Fabrika çevresine, çam fidanları diktiğini, tenekelerle su taşıyıp onları bir çocuk gibi büyüttüğünü öğünerek anlatırdı. Şimdi kendisi öbür alem de. Fakat diktiği çam ağaçları yemyeşil hala ayakta. Sanayici hasan BALCI kendisine yakışanı yaparak Marteks AŞ yi kurmuştu. Emekçi Ali TAŞ ağabeyimiz kendine yakışanı yaparak çalıştığı fabrikaya çam ağaçlarını dikip büyütmüştü. Her ikisi de faniydi, her ikisi de hak dünyaya gideceklerdi. Biri patron diğeri işçiydi ama, ikisi de bu dünyada bir şeyler bıraktılar. Biri fabrika bıraktı, diğeri ulu çam ağaçlarını. ikisi de faniydi ama, baki güzel işler yaptılar. Onlar göçtüler ve göçecekler. Bıraktıkları eserler bu dünyada kalıp yaşayacak. Onlar vazifelerini başarılı bir şekilde yaptı. Evlatlarına ve memlekete güzel eserler bıraktılar. Şimdi bayrak yeni nesil sanayicilerimiz de, genç iş adamlarımız da. İster aile şirketleri olsun, ister ortaklıklar olsun. Bu memlekete büyükleri gibi bir eser bırakırlarsa, yarın kendileri de yaptıkları güzel eserlerle anılacaklar. İşte bu duygularla geçenlerde eski patronum Hasan BALCI ağabeyin ziyaretine gitmiştim. Marteks AŞ deki mütevazi odasında eski hatıraları paylaştık. Hasta ve yorgundu fakat o meşhur haşmeti hala üzerindeydi. Sağlıklı dönemi bir sinema şeriti gibi gözümün önünden geçti. BİR ÖMÜR BÖYLE GEÇTİ Temennimiz sayıları gittikçe azalan bu değerlerimizin hatırlanması. Onlar hasta halleri ile eski dostlarını pek tanıyamazlarsa da, belki isimlerini bile hatırlayamasalar da, arada bir bu büyüklerin ziyaret edilmesi, vefa açısından çok güzel olacağını düşünüyorum. Bu vesile ile bu memlekete taş taş üstüne koyanlardan Allah razı olsun diyoruz. Göçenlere Allahtan rahmet, hayatta kalanlara sağlıklı uzun ömürler temenni ediyoruz. Selam ve sevgilerle. TL ve Üzeri KARGO BEDAVA Bonus Karta Özel 100 TL Üzeri 2 Taksit, 200 TL Üzeri 4 taksit Kuveyt Türk Kredi Kartlarına Özel Taksit İmkanı Sürat Kargo ile Kapıda Ödeme İmkanı Okuma Süresi 5 Dakika Eylül Fuarcılık tarafından organize edilen 13. Ankara Kitap Fuarı, 15-24 Şubat tarihleri arasında ATO Congresium Uluslararası Kongre ve Sergi Sarayı’nda düzenlenmiştir. Çok sayıda yayınevinin yer aldığı fuarda birçok yazarın imza günü buluşmalarının yanı sıra söyleşi ve konferanslar da gerçekleştirilmektedir. Bu hafta sonu fuarı ziyaret ettim. Türkçedeki “iğne atsan yere düşmez” tabiri fuar için geçerlidir desem, doğru bir tespitte bulunmuş olurum. Çok sayıda tanınmış yazar ve düşünürün katıldığı fuardaki ziyaretçi yoğunluğu beni çok memnun etmiştir. Çünkü, Türkiye’de okuyan, düşünen ve sorgulayan bir nesil yetişmektedir. Uzun zamandır tanıdığım eski Sanayi Bakanı sayın Ali Çoşkun’un üç ciltlik “Bir Ömür Böyle Geçti” kitabını aldım. Değerli sanat, devlet, siyaset ve iş insanı sayın Coşkun’un hayat hikayesinin anlatıldığı kitabı 15-24 Şubat 2019 tarihleri arasında Ankara Kitap Fuarı’ndan almaları mümkündür. Sayın Coşkun 17 Şubat 2019 Pazar günü de Hayat Yayınları tarafından düzenlenen “Küreselleşme ve Teknoloji” başlıklı konferans vermiştir. Kitabın Birinci Cildi “Çocukluğum, Okul Yılları, İş Hayatı, Askerlik, Yüksek İhtisas, Özel Hayatımdan Kareler”e, İkinci Cildi “İstanbul Sanayi Odası, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ve Sivil Toplum Kuruluşları”na, Üçüncü Cildi ise “Siyaset Dönemi ve Sonrası”na ayrılmıştır. Hocam, rahmetli Prof. Dr. Nevzat Yalçıntaş, Rifat Hisarcıklıoğlu, Nuri Gürgür, Murat Yalçıntaş, TOBB Başkanlığı’ndan bu yana tanıdığım Mehmet Yazar ve çok değerli hocam Prof. Dr. Mehmet Haberal kitap hakkındaki görüşlerini okurlarla paylaşmışlardır. Akıcı bir dille yazılan üç ciltlik bu eser yakın tarihimizin siyasi ve ekonomik olaylarına ışık tutmakta ve sayın Çoşkun’un penceresinden belgeleriyle yorumlanmaktadır. AKP’nin kuruluşunda büyük emeği geçen sayın Çoşkun, Başbakan’a “tek adamlıktan vazgeçmesini” tavsiye edince 24 Mart 2008, Dünya sayın Cumhurbaşkanı ile ilişkileri eski sıcaklığını kaybetmiştir. Eski TBMM Başkanı Cemil Çiçek sayın Çoşkun’un Gönül Dilinden Bestelenmiş Güfteleri kitabının önsözüne şunları yazmıştır “Ali Coşkun uzun yıllardır siyasette gönüllü kuruluşlarda verdiği hizmetlerle ve İş Dünyasındaki uğraşılarıyla yoğun bir çalışma sürecinin içerisindedir. Aynı zamanda, bir dönem birlikte siyaset yaptığımız ve yol arkadaşlığı ettiğimiz önemli bir isimdir. Ekonomiye ve Sanayiye olan tutkusunun yanında Edebiyata, sanata, şiire ve musikiye değer veren bir gönül insanıdır. Yoğun çalışma süreci içerisinde sözle, yazıyla şiirle, müzikle bağını koparmamış, duygu dünyasını zinde tutmayı başarmış; duygularını çevresi ile de paylaşmıştır. Bu yönüyle kendisini tebrik etmek gerekir.” Bazı şiirleri Amir Ateş, Rüştü Eriç, Erdoğan Tozoğlu, Necip Gülses, Kenan Günel, Yılmaz Karakoyunlu, Vedat Kaptan Yurdakul, Suat Yıldırım, Burhan Tarlabaşı, Gülbin Döngel, Süleyman Hatunoğlu, Selahattin Özses tarafından bestelenmiştir. Sayın Coşkun’un “akil” adamlığının yanı sıra yayınlanan şiir kitapları da vardır. Eskişehir Sakarya gazetesinde 11 Nisan 2008 tarihli yazımın başlığı şöyleydi “Ali Çoşkun’dan Bir Şiir ve Türkiye’de Yolsuzluklar.” Bu yazımda “Zengin Öldü” şiirini okurlarımla paylaşmıştım. Hayata fakir geldi, Yol buldu, yolak buldu, Nice şirketler kurdu. Ne yedirdi, ne yedi, Dost edinmek bilmedi, Hak yedi, kalpler kırdı, Hayatta hırslı kaldı. Çabucak zengin oldu, Yazık ki zengin öldü, Mirasçıları üşüştü, Bölmek için dövüştü. Ruhu şad olsun diyen, Yazık ki, duyulmadı! Bu şiiri ile sayın Çoşkun çok önemli bir tespitte bulunmaktadır. Unutmayalım. Dünya bir merdiven olup, kimileri yukarı çıkarken kimileri de bu merdivenden aşağı iner. Burada dikkat edilmesi gereken, yukarı çıkanların çıktıkları yerden inerken düşmemek için dürüst ahlaka tutunmaya ihtiyaçları vardır. Bu kapsamda çok sevdiğim bir şiiri de okurlarımla paylaşmak istedim. Bad-ı saba selam söyle o yare Mübarek hatırı hoş mudur nedir Nideyim yitirdim bulamam çare Mestane gözler de yaş mıdır nedir O nazlı canana uğrasa yollar Bize mesken oldu kahveler hanlar Yarin meclisinde oturan canlar Hesap etsin aylar yıllar beş midir nedir Emrah eder gam bülbülüm kafeste Benim arzuhalim bildirin dosta Kendim gurbet elde gönlüm sılada Gitmiyor kervanım kış mıdır nedir Önemli bir hatırlatma. Sayın Çoşkun’un kitabının Faruk Nafiz Çamlıbel’in , “Han Duvarları, Çoban Çeşmesi, Kıskanç” adlı şiirlerinin de bulunduğu “Bir Ömür Böyle Geçti” kitabı ile karıştırılmaması gerekir. Şimdi tam sırası. Acaba bizlerin ömrü bugünlerde nasıl geçiyor? Hepimiz mutlu muyuz? Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı tarafından 2018 yılında yayınlanan Dünya Mutluluk Raporuna göre Türkiye mutluluk sıralamasında 156 ülke içinde 74. sırada yer almıştır. Papalık Bilim Akademisi’nde 14 Mart 2018 tarihinde açıklanan rapora göre dünyanın en mutlu ülkesi Finlandiya’dır. Finlandiyayı sırasıyla Norveç, Danimarka, İzlanda, İsviçre, Hollanda, Kanada, Yeni Zelanda, İsveç ve Avustralya izlemektedir. Türkiye Belarus ile Pakistan’ın arasında 74. sırada yer almıştır. 2017’de 69. sıradaydı. Yaşadıkları ülkelerde mutlu olmayan insanlar yukarıda sayılan ülkelere göç edebilmek için sevdiklerini Ege’nin mavi sularına bırakarak ülkelerine geri dönmekteler. Rapora göre en mutsuz ülkeler listenin sonunda Burundi yer almaktadır. Bu ülkeyi Orta Afrika Cumhuriyeti, Güney Sudan, Tanzanya, Yemen, Ruanda, Suriye, Liberya, Haiti ve Malavi izliyor. Mutluluk seviyesini belirlemek için kişi başına düşen gayri safi yurtiçi hasıla, sosyal destek, sağlıklı ömür beklentisi, yaşam tercihlerini yapabilme özgürlüğü, cömertlik, yolsuzluk algısı gibi kriterler esas alınmaktadır. Yolsuzluk algısını belirlemek için hem ülke yönetiminde hem de işyerinde yolsuzluğun yaygın olup olmadığı sorulmaktadır. Rapor’da bu ülkelerde yaşayan yabancıların mutluluk seviyesi de sıralanmıştır. Başka ülkelerde doğanların en mutlu olduğu ülke yine Finlandiya’dır. Bu sıralamada sonuncu Suriye’dir. Türkiye ise 53. sıradadır. Bu sebeple Suriyelilerin büyük çoğunluğu ülkelerine dönmek istemeyeceklerdir. Son söz Faruk Nafiz Çamlıbel’in dediği gibi bir ömür bin bir murada yetmiyor olabilir. Belki de “Hayat bir andır, o da bu andır…” On yedinci yüzyılda Osmanlı'da din ve toplum ilişkilerini gözlemek amacıyla Naîmâ Tarihi üzerinde gerçekleştirdiğimiz bu çalışma; esasen "Naîmâ'nın Din ve Cemiyet Görüşü Kayseri, 1990" adıyla hazırladığımız yüksek lisans tez çalışmama dayanmakta olup toplumun ortaklaşa dinî yaşayışını konu edinen din sosyolojisinin, Türk-İslam düşünce tarihinde, nasıl bir istikamette geliştiğini göstermek amacını da taşımaktadır. Genel olarak din ve toplum ilişkileri yanı sıra Naîmâ'nın bu konudaki görüşlerini de sunmak amacında olan çalışmamız tarihçi Naîmâ'nın gözlemlerini içeren pasajlarla zenginleştirilmeye çalışıldı. Ayrıca başta Kadızadeliler hareketi olmak üzere dönemin dini-sosyal olaylarına ilişkin görüşleri de desteklenmeye çalışıldı. Bu çalışmanın iddialı olduğu ve teminat vereceği bir şey varsa, o da; On yedinci yüzyıl Osmanlı toplumuna ilişkin olarak Naîmâ'nın dinî-sosyal görüşlerinin ve özellikle de büyük adam sosyolojisine dair görüşlerinin, satırlarına yansımış olmasıdır.

bir ömür böyle geçti ali coşkun